Işık yağmurun yağdığını gösteriyor; o yüzden var şu anda ışık. Yağmur ruhuma yağıyor fakat ruh halimi bile dengeleyemiyor. Ben görmesem bile ışığı; yağmur yağmaya devam ediyor. Alıyorum avucumun içine ve saçıyorum ışığı etrafıma, fakat ben saçsam da saçmasam da etrafımda olanlar gerçekliğini devam ettiriyorlar, aydınlıkta ya da karanlıkta; bana ve tüm dünyaya kayıtsızca. Yağmur ışık olmadan da var olmaya devam ediyor. O zaman sadece sesi geliyor; sadece sesi bile ruh halimi dengelemeye yetmiyor. Ne yaparsam yapayım olmuyor; gerçekler gerçekliklerini devam ettirmekte kararlı. Ve kararlı bir denge var tüm olaylarda ve müzikler bile yetiyor onu hatırlatmaya. Hatırlatan her şey; her anı, her yazı, her müzik bende artık kaçışı simgeliyor. Sanki ben duruyorum yağmurun ortasında, sokak lambalarının aydınlatmadığı bir kuytuda. Sanki ben duruyorum da tüm alemler kaçıyorlar kayıtsızca. Ben bir olgu peşindeyim, bir değerler bütünü oluşturma çabasında gecelerimi harcıyorum. İnsanlar kayıtsızlar; okumuyorlar, anlamıyorlar, anlamak için çaba bile göstermiyorlar. O zaman anlatmak niye? Neden bu kadar konuşmak? Ve düşünmek niye? Çünkü çiçekler mevsimsiz açıyorlar o zaman; anlatmayınca, anlatamayınca, düşünmeyince ve konuşmayınca; çiçekler bile mevsimsiz açıyorlar! Çiçekler bile bazen insanlardan daha duyarlı oluyorlar çünkü. Ben yerlerdeyim kabul ediyorum, ve dipte kalbim; derinlerde uykuya dalmış; ama yine kabul ediyorum ki beni kaldıracak olan şey; yağmurun ruhumda dengeleyemediği bu ışık. Ben indiriyorum hançerleri ve sorguluyorum kendimi; çünkü anlamam lazım gidenleri ve gelenleri. Anlamam lazım ki ışığın bir anlamı olmalı. Ve yağmurun. Ve ne yaparsam yapayım değişmeyecek olan gerçekliğin. Ve beni düşündüren gerçeklik bile beni aşmalı bir kendimi sorgulama masasında. Aşmalı ki ben aşabileyim geçmişi. Geçseler bile duygular ve değerler; hayat anlam kazanmalı kelimelerde; çünkü kelimeler göstermeli artık gerçekliği. Kaçmamalı artık insan, kaçarsa kaybedecek benliğini. Durmalı ve düşünmeli artık! Kendi halinden uzaklaşmalı. O yüzden dinlemeli tüm insanlığı ve anlamaya çalışmalı.
Ve gerçeklik yerlerde kalmış,
Kalmamalı!
Ve üzerine yaprak örtmüş yüzeysellik.
Örtmemeli!
İnsanlar o yaprağı kaldırmalı.
Kaldırmalı insanlar o yaprağı!
Kaldırmalı ki gözüksün artık gerçeklik!
Yerde duran bir sonbahar yaprağına bakıp,
Ne güzel bir yaprak
Yere düşmüş ne güzel bir yaprak
Dememeli!
Ve geçip gitmemeli.
Yaprağı kaldırmalı ki,
Güzel de olsa çirkin de olsa,
Tüm gerçekliği tüm çıplaklığıyla görmeli.
Görmeli ki anılar anlam kazanmalı,
Hayat anlam kazanmalı,
Gelecek anlam kazanmalı.
En özünde
Bir kere geldik hayata,
Kaçmakla bulunmayacak mutluluklar
Unutulmayacaklar da.
Yaprağı kaldırmalı,
O tüm düşünceleri,
Tüm geceleri,
Tüm konuşmaları,
Ve tüm anlamları örten yaprağı,
Kaldırmalı!
Yaprağı kaldırmalı ki
Hayat anlam kazanmalı.
Yaprağı kaldırmalı ki,
Ruhumuz kainatın dengesine uyum sağlamalı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder