22.02.2015

Yirmi Üç Yaşlarında Türk Sanat Müziği Dinleyen Bir Erkekten Çok Güzel Baba Olur; Hayrettin’in Sunduğu Yarışmaya Katılsam Ne Olur Katılmasam Ne Olur?

Bir ihtimal daha var; o da ölmek mi dersin?
Yok yok, Ölmeye gerek yok.
Yaşamak güzel; yaşamak bir ağaç gibi, ağaç gibi tek ve hür.
Ama yanlış anlamayın şarkıları.
Son ihtimali ölmek olan bir adam, ölmeyecek yıllarca daha ve ağaç gibi tek ve hür yaşamak da odun gibi yaşamak olmayacak yakın zamanda.
Ben söyleyemem derdimi kimseye, ama derman olmasınlar diye değil; derman olamayacaklar diye de değil.
Sadece, söyleyemem işte derdimi,
Duymasın kimse diye, sadece.
Ne gerek var insanları sıkmaya, üzmeye insanları ne gerek var?
Ve bu yüzden de kimseye etmem şikayet,
Ağlarım ben halime.
Ağlayamam da aslında,
En son ne zaman ağladığımı hatırlayamamıştım geçen bir yazımda.
Beni bir başka kişi ağlatamaz zaten;
Ağlarsam Türk Sanat Müziği’ne ağlarım.
Hayır, Türk Sanat Müziğiyle ağlamam yalnış anlamayın.
Ben yalnız anladım her şeyi, siz de yalnız anlayın;
Türk Sanat Müziği’nin haline ağlarım, kimseye etmem şikayet, sadece ağlarım.
Şimdi söylemek istediklerim şekillenecekler bekleyin,
Şarkılarda ve yazılarda ve şiirlerde geçen her şey gerçek değil anlayın.
Onları salt duygularla okuyun ve dinleyin.
Bu işlere de fazla kafa yormayın.
Yirmi üç yaşında bir erkek Türk Sanat Müziği dinlemez; dinliyorsa hayatında yanlış giden pek çok şeyler vardır ve en yanlış gideni de dört nala koşan aşk hayatıdır, atlar gibi demir nallarla toprağı kaza kaza.
Bu sözüm yirmi üç yaşlarındaki erkeklereydi sadece. Şimdiki de aynı yaşlardaki kızlara;
Yirmi üç yaşında Türk Sanat Müziği dinleyen erkek olmaz; oluyorsa da onun hayatında yanlış giden pek çok şeyler var demektir; ama içiniz rahat olsun, yirmi üç yaşlarında Türk Sanat Müziği dinleyen bir erkekten hiçbir şey olmasa da çok güzel koca, çocuklarına da mükemmel bir baba olur. 
Çünkü yirmi üç yaşında bir erkekten koca olmaz ve bu devirde yirmi üç yaşında bir erkek baba da olmaz.
Bu yüzden zaten Türk Sanat Müziği dinler.
Yazı, şiir falan yazar saçma ve poligonda atış yapamaz; çünkü babalar silah kullanmaz.
Son demindeyiz hayatın ve ömrümce hep adım adım inan seni aradım, bulamadım, bulamadım.
Genç yaşlarda sürgüne giden Osmanlı paşaları gibi Vardar Ovası’nı aradım durdum, ömrümce hep adım adım, Vardar Ovası’nı aradım; kafam çorba oldu lan, yine de bulamadım.
Ben ağlarsam, tüm bu sebeplerden dolayı, Türk Sanat Müziği’nin haline ağlarım, gerisi yalan ağlarım ve ölürsem en çok yine Türk Sanat Müziği’ne kızarım.
Eski bir makaralı teyp geldi bir faninin evinden, arada bir onu çalarım. Adı bile eskiden kalma, içinde gürültü çıkaran bir motorla.
Ama şimdi evimde değilim ve oturduğum kafede motorlu bir alet yok. Ben ağlasam şimdi göz yaşlarıyla, keyfim yerine gelirdi ya bir duble rakıyla.
Beşiktaş’ta sahilde oturuyormuş kız Çağatay’la, fal baktırmış çingene bir kadına. Bir de iki lira vermiş o fala.
Kızım ben bedavaya fal bakarım.
Emin ol falın sonunu kendimden başka herkese bağlar, seni mutlu eder yanımdan yollarım.
Merhaba, ben yirmi üç yaşındayım, Hayrettin’in sunduğu, yakınlarda başlayacak bir yarışmaya adayım, İstanbul doğumlu bir Sakaryalıyım, yarışmadan kazanacağım parayı Türk Sanat Müziği’nin geleceğine yatıracağım.
Şimdi siz bir şey anlamadınız ya bu yazıdan; Alican anladı ama.
Şimdi siz ayrılınca bu sayfadan,
Yatmayın, uyumayın.
Okuyun, anlayın; biraz daha ağlayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder