Zaman, ahir zaman ve mecalim yok dert anlatmaya. Yolların kenarlarında korkuluklar ve sekiz katlı apartmanın yola bakan küçük balkonunda. Aldığım nefesin korkuluğu yok ve zaman ahir zaman ve ben korkuyorum dolayısıyla. Az önce koptu kıyamet; yan balkondan aşağıya halı silkeleyen Ayşe hanım teyze ile alt katında oturan dul mu dul, çatlak ve oynak ve kısa saçları sarışın Gülşen abla arasında.
Taş taş üstünde kalmadı az önce. En son, Gülşen ablanın balkon camından yedi kat aşağıya düşen porselen kül tablası, önce üçüncü katta tam otuz iki senedir ikamet etmekte olan emekli albay Mümtaz bey amcanın yirmi sekiz yaşındaki Ford’una, oradan da beşinci kattaki öğretmen karı koca Sevim hanım ve Zekeriya bey amcaların on üç yaşındaki ortanca oğulları Ahmet Sıtkı’nın başına isabet etti. Sevim Hanım ve Zekeriya bey amcalar okulda olduklarından bize emanet bulunan Ahmet Sıtkı ile annem ilgilendi. Ford’tan seken kül tablası (porselen) hız kaybetmiş ve Ahmet Sıtkı’nın alnının sol tarafında küçük bir kızarıklığa yol açmakla kalmıştı. Ahmet Sıtkı tutturdu ‘dışarı çıkıcam ben Fernando’nun ağzını burnunu kırıcam’ diye. Fernando giriş katındaki Gaudi ilesinin biricik oğulları Fernando. Ah Fernando. Ahmet Sıtkı’nın başına kültablası (porselen) isabet edince, 3-2 önde götürdüğü çift kale, minyatür kale, tek vuruşluk maçı kendiliğinden bitti ilan edip bizim öğretmen çocuğu gariban Ahmet Sıtkı’ya ağza alınmayacak İspanyolca küfürler etmiş. Bizim Ahmet Sıtkı da tipik bir Anadolu çocuğu olduğundan -bakmayın gaza geldiğine, anne babası öğretmen olan her çocuk gibi pısırıktır bizim Ahmet Sıtkı; çünkü okul hayatının hiç bir döneminde ,ana-babasından çekindiği için, bir kavgaya sap olamamış, dolayısıyla dayak yemediğinden dayak atmayı da öğrenememiştir; anca ana-babası öğretmen olan her çocuk gibi söver durur sadece; aslında sırf bu sebepten- edilen İspanyolca küfürleri kaldıramamıştı. Annem bırakmadı tabi Ahmet Sıtkı’yı. Gariban Ahmet Sıtkı -bakmayın gariban dediğime, anne babası öğretmen piçin, nerden baksanız birbuçukar milyardan üç milyar para giriyor eve (eski parayla); e özel dersler falan nerden baksanız dörtbeş milyarı (eski parayla) buluyor Sevim hanım ve Zekeriya bey amcaların aylık geliri; hem hafta sonu, kar ve yaz tatilleri de var; bir de kar topu gibi oğulları Ahmet Sıtkı- sindiremediğinden küfürleri; geçti banyonun kapısına, başladı ağlamaya:
‘Gaudi de Gaudi, ağzına sıçıcam Gaudi.’
‘Ah Fernando Gaudi.’
İşte böyle saçma sapan bir akşam;
zaman da ahir zaman idi.
Ve biz Katalan değil idik.
Anlaşılan durum ciddi idi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder