Her bir damlasını hissedebilmeyi dilerdim yağmurun; ayrılığın her bir anını hissedebildiğim gibi. Uzaklaşmak isterdim boşluktan ve boşluğun hissettirdiği tüm salt duygulardan. Tüm duyularımla sarılmak isterdim sana, tüm bedenim ve ruhumla birlikte vedalaşmak isterdim seninle. Sadece göğsümün bir kısmı, gözlerim, kulaklarım, kollarım ve dudaklarım ayrılmış oldular; geri kalanım hala bir beklenti içinde. Oysa tümden ayrılabilmeyi dilerdim senden, belki de tam tersi. Uzaklaşmak lazım; uzaklara sürmeli bu beyaz bisikleti. Bacaklarım yanmalı; ciğerlerim acımalı; beynim kavrulmalı güneşten ya da yağmur ıslatmalı tüm bedenimi. Bir öyleyim bir böyle; yarım kaldım gecenin uzandığı bir evin koltuğunda. Çayım ebediyen şekersiz artık; bedenim zayıflamaya yüz tutmuş.
Dudaklarım bedenimden ayrı bir yerde; garip bir şarkıyı haykırıyor; aklım çanak tutuyor ve back vocal yapıyor. Back vocal bu yazıya yakışmıyor. Yakışmasın da zaten; bana şu an en çok, yakışmayan şeyler yakışıyor.
Dudaklarım bedenimden ayrı bir yerde bir kaç günlük anıları anlatıyor; aklım çanak tutuyor ve back vocal yapıyor. Fakat anılar sana anlatılamayınca onlar da biraz eksik kalıyor. Bu yüzden yeni bir anı tam olarak yaşanmıyor. Yaşanmasın da zaten; şu an en kolay, yaşanmayan şeyler yaşanıyor.
Back Vocal başlığa bile yakışmıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder