Burası barkod yeridir; iki beş sekiz beş yedi dokuz.
Tüm kainat insanın gelişiyle müjdelendi. Baskılardan edilgen fiiller kullanarak kurtulduk. İnsanlar dilleri yarattılar anlaşabilmek umuduyla ama bir türlü anlaşamadılar. Aslında savaşlar dilin olmadığı bir platformda yaşanmalıydı. Bu durum bir an bile aklımdan çıkmadı; bilakis beni düşündüren geceler boyunca bunların tutarsızlıklarıyla uykusuzluk çektim. Her uyandığımda vakit normalden çok geç oluyor, arzuladıklarımdan biraz daha uzaklaşıyordum.
Bazen bilmediğiniz bir müzik duyarsınız ve o müzik sizi yaşamayı hayal ettiğiniz bir yere götürür. Yaşadığım şu anda, yaşamayı hayal ettiğim bir yerde güne uyanma vakti olabilir. O hayalimdeki yer güne uyanma yeridir; sıfır sekiz iki beş.
Bazen mistik hikayeler duyarsınız –geçmişten gelen ve bilincinizi ve hayal sarmallarınızı, geçmişte yaşamış olmayı arzu ettiğiniz bir yere götüren. Yaşadığım şu anda, geçmişte yaşamış olmayı arzu ettiğim bir yerde güne uyanma vakti olabilir; sıfır sekiz iki yedi.
Hangi zamana ve hangi insanlara göre hayata başlamaya geç kaldım ben? Hangi yaşam formuna göre yanlış yoldayım? Renkler hayalini kurduğunuz gibi değillerse ne olmuş? Yaptıklarınızın bilinmemesi ya da değer görmemesi onları ve -onlara verdiğiniz emekleri hiçe sayarak- kendinizi aşağılamanızı mı gerektirir? Niceleri ölmeden değer görmemiş, kenara atılmış, kullanılmış, harcanmış. Siz bu zamanda dünyaya geldiniz diye, ille de bu zamanın insanlarına mı benzemek zorundasınız? Onlar kendilerini ve neyi niçin yaptıklarını bilmezler. Her zaman da öyle olmuşlardır.
Ve ne geçmişi yaşamak geri kafalılıktır ne de geleceği yaşamak ileri görüşlülük. Hissettiğin zamanı yaşamak dürüstlüktür.
Ve zaman geçip, yerinizi başkaları aldığında, dürüstlük üzerinde durulur.
Küçük bir kızı öldürüp barkod yerini keserlerse bunun da üstünde durulur.
Üstelik ilk yardım bilen yoksa, Fatiha bilen her zaman bulunur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder