(Karanlık bir yolun sonundaki yüksek bir duvarın önünde
üç araba yan yana durmuşlardır. Hepsinin ön iki camları açıktır. Ortadaki
arabadan ben çıkarım ve konuşmaya başlarım.)
Bu gece karanlıklar içinde… Bazı geceler böyle
değildir; aydınlıklardır havanın zifiri olmasına inatla. Ama bu gece onlardan
değil; her yerde karanlık var. Işıkta bile. Bu gece karanlıklar içinde iyiyle
kötüyü sorguluyorum ve iyiyken kötü olmayı ve kötüyken iyi… Bazı zamanlar böyle
olur; nefesinizin hiçbir zerresini hak etmeyenlerin karşısında dil döker
durursunuz. Ben niyet adamıyım, çoğu böyle değil. Niyet iyiyse benim için
yaşanan olayların kötülüğü ortadan kalkar, çoğu için kalkmaz. Hayatın ortasında
bir yerlerde küçücük çocuklar gibi saf durabilmek imkansız. Bazen
çirkinleşiyorum, döküyorum aklımdakileri dilime, üzerinde kaydırıp ikram
ediyorum karşımdakine. Evet artık böyleyim. Fazla iyilikten maraz çıktı hep
hayatımda. Şimdilerde fazla iyiliktense, samimiyetin daha önemli olduğunu
görüyorum; fazla iyiliği hak etmeyen insanlara dil döktükçe ve fazla güvendikçe
onlara. Ama hala niyetlere bakarım iyiler mi kötüler mi diye; olaylara değil,
sadece niyetlere. Ben iyiyken kötü oluyorum galiba, ama beni bu duruma onlar
getirdiler değil mi?
“Kes sesini ve fazla düşünme bunları.”
“Sen misin bunu söyleyen?”
“Lütfen sus; canım acıyor artık!”
Ben susmasına çok iyi susarım aslında. Ama
konuştukça ve anlattıkça düşünüp düşünmediğimi bilmediğim yanlarım çıkıyor
ortalığa. Sonra teker teker bakıyorum hepsine. Hiçbirinden bir bok olmuyor
sonunda ama olsun, aklımda şüphenin zerresi kalmıyor en
azından. “Konuşabilir miyim?”
“Saçma sapan kafalara girmeyeceksen, konuş haydi, tutma
içindekileri.”
“Neden çok beğendiğimiz filmlerde insanlar hep şizofren?
Ya da neden deliler meğerse akıllıymış diyoruz filmin sonunda, ya da tam
tersine akıllı bildiklerimiz deli?”
“Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız…Bir amacımız yok; ne
büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık…Bizim savaşımız ruhani savaş… Ve
bunalımımız kendi hayatlarımız…”
“Hoş geldin Chuck! Hadi şimdi git de başkası gelsin
yerine. Böyledir hayat. Sen gitmezsen gelemez başka bir kimse.”
“Porno! Ölüm! Buhran! Mülteciler! İkea!” (Chuck ağır
adımlarla geri geri giderken sesi de kısılarak kaybolur: “Bunların hepsi
yüz yıl önce, yer altındayken…”)
Sen kötüyken iyi oldun bir anda Chuck. Toplumun
kötü gördüğü bir yerden mükemmel bir noktaya sürükledi seni hayat. Ama
samimiyetine ve iyi niyetine inanıyorum. Mesela bizim yazarlarımızda durum tam
tersidir. Çoğu önce iyi olmayı denerler ama kötü ölürler sonunda. Bizse ancak
çok sonra, onlar öldükten sonra açarız gözlerimizi onlara. “Sen ne yaptın Oğuz
abi, buldun mu okuyucunu?”
“Teker teker geliyorlar yanıma. Seni çok sevdik affet
bizi diyorlar.”
“Affedebildin mi onları?”
“İnsan oyun oynadığı biriyle küs kalabilir mi?”
“Ben de oyun oynuyorum, kadınlarla oynuyorum genelde.”
“Sen de bu oyundan günün birinde bıkarsın. Çünkü kadınlar
uzun süre oyunlarla oyalanamazlar, çünkü gerçekçidirler.” (Oğuz abi ağır
adımlarla geri geri giderken sesi de kısılarak kaybolur: “Bunların hepsi
yüz yıl önce, yer altındayken…”)
(Ben Oğuz abinin gidişine üzgün bir tavırla arkasından
koşarken sesim de yükselerek arşa değer: “Ama hep iyi niyetliyim bütün
oyunlarda. Küçükken bile bahçeye kaçan topları hep ben alırdım mahallede!”)
Artık büyüdük sanırım. Ne zamandan beri iyiyle
kötüyü ayırt edemez olduk? Çocukken daha mı saftık? Hayatın ortasında bir
yerlerde küçücük çocuklar gibi saf durabilmek gerçekten imkansız. Kirlendik,
pislendik, çamur oldu üstümüz başımız. Ve artık bağırıp kapıyı açtıracağımız
bir annemiz de yok yakınlarda. Gecenin zifiri karanlığında korksak bile hain
canavarlardan ve canımızı acıtanların sürekli girip çıktıkları rüyalardan;
kendi başımıza uyumaya devam etmeliyiz artık. (Ben ağır adımlarla geri geri
giderken sesim de kısılarak kaybolur: “Bunların hepsi yüz yıl önce, yer
altındayken…”) (Ve arabalar bir anda, sanki hiç olmamışlar gibi kaybolur.
Geriye her zamanki gibi kimsenin aşamadığı bir duvar kalır. O duvar üstünüze
yıkılır. Sonunda kol kırılır yen içinde kalır.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder