Zor ki konuşmak cümlelerin ardını bekleyen bir çocuk gibi; sanki sonunda bir oyuncak müjdesi gelecek. Bir oyuncak müjdesi kadar saf değil hayat ve en saf insan bile ufak bir tavşanın peşinde. Yoğun bir toz bulutunun içinde dünya ve göz görmüyor yüzlerini. Göz görmese de hisseder kirpiklerden aşağı akan yaşları. Simsiyah bir bulut tam peşimde ve yere yakın; ayakları olsa basacak simsiyah botlarıyla ve yürüyecek geçtiği yolları temizleyerek.
En kara bulutlardan gelir yağmur damlaları ve temizler caddeleri ve sokakları.
Karanlık işlerini en kötü insanların yine karanlık temizler ve en katran yüzlü en zorba insanın bile görünmeyen gözlerinde çapaklar olur sabahları.
En seri katillerin bile uyurken olmadık şekillere girer vücutları; kimi bacaklarının arasına alır yorganı, kimi için küçük bir oyuncaktır kavradığı yastığı.
Çünkü en vicdansız insanın bile üstünü örten saf bir kadın vardır geceleri.
İşte o kadına yazılmıştır bu yazı; sevdiğin kötü biri, sevdiğin zorba, sevdiğin katil, sevdiğin ırkçı, sevdiğin en kötü sıfatları barındırıyor bünyesinde.
Ama o kadın en iyi bilendir sevdiğini ve rağmenli sever oğlunu, kocasını ya da en yakın dostunu.
Zaten rağmenli sevmek en çok kadına yakışır bu dünyada.
O kadın ki, sevdiğini uğurlarken bilir yollarının ayrılacağını
ve düşer sevdiği en ince ipten;
oysa isterdi kadın,
halat yapsın göz yaşıyla boyadığı kirpiklerinden.
Ne umudu kalır şimdi hayattan; ne de beklentisi cennetten.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder