22.02.2015

Uykusuzluğun Yorduğu Bedenlerden Çok Güzel Hikayeler Edinilir, Ruhlar Hep Yorulurlar Belki Ama Bedenler Bir Gecede Dinlenir

Hava puslu ve sakinlik dikkat çeken ilk duygu; sonra ölüm korkusu, yağmurun saydamlığı ve denizin turkuazı; milyonlarca noktada değiyor, birbirlerine kavuşuyorlar. Onların kavuşması benim ayrılığım sanki, benim uzaklaşmam, benim korkularım. Ve kahrolası martıların kayıtsızlığı, yağmura ve onlara inat giden vapura.
Sabit duran insanlara ve bir vapur üzerinde öylece giden insanlığa yazık. Onlar bilmezler tene değen yağmurun kıymetini ve göremezler İstanbul’u havadan.
Benim korkularımsa gitmek üzerine değil, durmak üzerine ve ölmek ve sonsuza kadar kalmak öylece. Can sıkıntısı değil merak ettiğim, kayıtsız bir şekilde durmak bir vapurun güvertesinde ve yol almak bitmeyeceğini bile bile. Sadece bu düşünce, korkularımı karabatak gibi bir çıkarıp bir batıran. Karabatakların çirkinliği ve kargalarla akraba olma ihtimalleri…
Bazen küçük çirkinliklerin kocaman bir güzelliği beslediğini göremeyecek kadar ahmak olan insanlığa yazık. Onlar bilmezler boğulurcasına giderken hayatta, bir saniye bile olsa su yüzüne çıkıp nefes alabilmenin verdiği huzuru ve hiç sevmezler bulanık görmeyi dünyayı.
Oysa benim korkularım gözümün önündekilerde değil, görmediklerimde, yaşamadıklarım ve yaşamayı isteyip istemediğimi bilmediklerimde. Kırıcı oluyor bazen hayat, yavaşlatıyor süratle giden bir bedeni, beden ki hırpalanmış ve dağılmış aslında. Fakat anca durabildiği zamanlarda farkında yorgunluğunun ve ben bu gece çok yorgunum. Uyku vücudumu uyuştururken, sadece yağmuru duyumsuyorum, tenime değişini hissetmeye çalışıyor ve yürümeye odaklanıyorum. Düşünmüyorum, oluruna bıraktım, onlar kendilerini olduruyorlar çaresizce. Çare bende değil aslında güneş sisteminde. 

http://matadam.tumblr.com/post/110564135918/uykusuzlugun-yordugu-bedenlerden-cok-guzel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder