22.02.2015

Karşı Kıyılarda Evler Işıklarını Yakıyor Uzaktan, Gözlerimde Tüm O Işıltılar Bir Nemlilik Yaratıyorlar, Ben Ağlamıyorum Aslında; Karşı Evlerin Işıltıları Hep Onlar

  Uyanıyorum, kulağımda hızla artan bir müzik, sadece benim için çalıyor bu sabah ya da öğlen. Bu sabah ya da öğlen rahatsız kalkıyorum yataktan, gece gördüğüm rüyalar düşlerimi süslüyorlar, kulağımdaki müzik arttırıyor şiddetini ve ben resmini görüyorum uzaktan; en sevdiğim resmini. Rahatsız doğruluyorum yataktan, aslında en rahat sabah ya da öğlen son zamanlarda yaşadığım ama ben rahatsızım, eksiğim ya da çok fazlayım hayata. Gece gördüğüm düşler kararsız bir boşlukta ve başka evrenler açılıyor ufuklarımda. Rüyalar, müzik ve resim, kimi evrenlerde çok mutlular kimilerinde sırf bu sahte mutluluk yüzünden huzursuzlar aynı anda ve aynı zamanda. Karışık duygular içindeyim, hayır kafam karışık değil ben karışığım evrenlerin arasında. Evlerin pencereleri süslüyor göz bebeklerimi ve alabildiğine ışıl ışıl hepsi. Fakat ben ağlayamıyorum yine, duygusuz bir pislik gibi. Gözyaşlarım, ne kadar uğraşırsan o kadar yayılan ve çıkmayan bir hayat kiri; göz bebeklerimin içine yayılıyorlar ya da evlerin yoğun ışıltıları gözlerimi nemlendiren. İçimde yanan bir olgular bütününde, olgusal yaşıyor ve yazıyorum ve içimdeki evrenlerin kulu kölesiyim adeta.
  Yine bir deniz görüyorum ve gidiyorum kıyısına, karşı kıyılar çok da uzak değiller hayatıma. Ah bu içimdeki gitme isteği, daha da uzak kıyılara. Ben ne zaman ağlasam küçük bir kız ağlıyor o kıyılarda, biliyorum; o yüzdendir ki ağlayamıyorum. Gülemiyorum da aynı zamanda, hiç bir evrende gülemiyorum. Bekliyorum denizin kenarında, neden sonra yüzerek çıkıyor denizden küçük bir kız, saçları ıslak, kıyafetleri ıslak, gözleri ıslak. Yanıma kadar gelip duruyor ayakta, saçlarından kayan bir damla gözlerine düşüyor, bir oluyor gözyaşlarıyla, onlar da gidip önce dudaklarına sonra da kıyafetlerine akıyor, oradan ayaklarına ve en son yerde son buluyor damlalar; küçük bir gölet oluşturuyorlar. Ben hikayemi anlatıyorum kıza, durduk yerde bir anda başlıyor ve bir çırpıda bitiriyorum. Kız sessiz ve konuşuyor aynı zamanda,
  “Ne kaldı senden geriye,” diye soruyor, damlalar akmaya ve göleti doldurmaya devam ediyor.
  Gözlerime götürüyorum iki elimi, “bunlar kaldılar,” diyorum, “her şeyi gören, görüp de seven, zaman zaman ağlayan fakat çoğunlukla susan ve öylece açık ve umutsuz.”
  Sonra kulaklarıma götürüyorum iki elimi, “bunlar kaldılar,” diyorum, “her şeyi duyan, duyup da seven, zaman zaman ihaneti dinleyen fakat çoğunlukla hoş bir kadın sesine hasret ve umutsuz.”
  Son olarak dudaklarıma götürüyorum iki elimi, “bir de bunlar kaldılar diyorum, “her şeyi söyleyen, söyleyip de seven, zaman zaman nefreti döken fakat çoğunlukla hoş sözlere aşina ve umutsuz.”
  Eğilmemi istiyor kız, elinin bir hareketiyle anlıyorum bunu ve ona doğru eğiliyorum, umutsuz. Kalbime götürüyor elini ama sanki ruhuma dokunuyor küçücük, yumuşacık avuç içi. “Görüyorum,” diyor, “burada, tam burada görüyor ve hissediyorum; umudu, aşkı, huzursuzluğu, mutluluğu, göz yaşını, tüm o sevgi sözlerini, gördüğün tüm güzellikleri, duyduğun tüm sesleri. Allah aşkına söyle bana, tüm bu kararsızlıklar içinde kaç evrenin var senin?”
  Gözyaşlarını siliyorum küçüğün, “sen,” diyorum, “git biraz uyu en iyisi. Ben biraz daha kıvranırım bu kıyıda, sonra ayaklarım yürümeyi hatırlayınca, eve gider çekilirim odama.” Ben böyle diyince, sözü dinlenmeyen her küçük çocuk gibi mutsuz bir şekilde dönüyor geldiği yere. Ben pişman oluyorum o uzaklaşırken, vücudu suya bir batıp bir çıkarken bağırıyorum uzaklardan:
  “Senin yüzünden değil küçük kız, benim yüzümden anlatamıyorum daha fazlasını sana, çünkü anlatırsam ben ağlarım, ben ağlarsam karşı kıyılarda, aynı senin gibi küçük bir kız da ağlar, o ağlarsa ben dayanamam.” Duyuyor mu bilmiyorum, ben bir kaç adım uzaklaşıyorum kıyıdan, gözlerimde karşı evlerin ışıltısı ufak damlalar şeklinde yer buluyorlar kendilerine. Evet karşı evlerin ışıltısı bunlar başka bir şey değil. Kızın karşı kıyıdan karaya çıkıp o evlerin birine girdiğini hayal ediyorum. Sonra o evlerin birinde ışıklar sönüyor. Gözlerimdeki ışıltılar azalıyor yavaştan.
Sonra bir vapur daha kalkıyor kıyıdan,
Giderken öpmek istiyorum vapuru dudaklarından.






http://matadam.tumblr.com/post/111780788583/kars-k-y-larda-evler-is-klar-n-yak-yorlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder